Kadın, Aile, Yaşam, Hayata Dair Herşeyden Birazcık…

Kadın cinayetlerinin nedeni, erkeklerin değişime karşı direnci mi!


indir-C1CA-9C29-7CFCKadın cinayetlerini tek bir sebebe indirgemek kuşkusuz yanlış olur. Ağırlıklı olarak bölgelere göre belirli sebeplerin öne çıktığı görüleceği gibi, belli başlı temel göstergelerin olduğu da yadsınamaz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu düşündüğümüzde, kadınları hedef alan cinayetlerin çoğunlukla geleneksel değerlerin savunusu bahanesiyle işlendiği görülecektir. Töre cinayeti olarak adlandırılan ve aile meclisinden çıkan karara göre işlendiği iddia edilerek bir anlamda meşrulaştırılan kadın cinayetleri, sebepleri ve sonuçlarıyla birlikte ayrıca ele alınması gereken özgül bir konudur. Batıda ise daha çok kadınların tercihlerini sindirememekten kaynaklanan bir tür hazımsızlık halinin öne çıktığı sabittir. Türkiye’nin geneline bakıldığında ise, hayat şartlarının zorluğundan kaynaklanan psikolojik tahribattan tutun, dinsel gericiliğin kısıtlayıcı rolüne, eğitimsizlikten kaynaklanan yanlış tutumlara kadar bir yığın sebep ileri sürülebilir.
Genel olarak kadınlara şiddet uygulayan erkeklere, hukuk yoluyla uygulanan yaptırımların ters tepkilere yol açarak, yarardan çok zarar getirdiği görülmektedir. Bununla ilintili olarak, yaygın basın, medya ve internet yoluyla bilinçlenen kadınların, artık kaderlerine razı olmayarak başka bir hayatın mümkün olduğu bilinciyle, erkek egemen toplumun değerlerine başkaldırdıkları da doğrudur. Buradan hareketle, kadınların kendilerine dayatılan hayata katlanma yerine kendi kaderlerini tayin için mücadele ettikleri savunulabilir. Temel sorun, sosyolojik değişimi gören ve uyum sağlayan kadınların varoluş mücadelesinin, eski Türkiye’nin savunucusu erkekler tarafından kabullenilememesi ve şiddete başvurularak sindirme girişimidir. Kadınlar bahsedilen değişimin farkında olarak bilinçli bir biçimde var olmaya çalışırken, erkekler de sistematik bir biçimde ve hukuksal boşluklardan yararlanarak cinayet işlemekte ve aslında kaybetmektedirler. Zira sosyolojik değişimin önünde durulamayacağı gibi, adaptasyon sürecinin sancısız atlatılabilmesi için, kadınların ne istediğinin anlaşılmaya çalışılması şarttır.
Erkek egemenliğinin had safhada olduğu Türkiye’de, statükoyu savunan erkeklerin muhafazakâr, değişimi savunan ve uyum sağlamaya çalışan kadınların ise devrimci olduğu savunulabilir. Son on yılda bilhassa kentsel yerleşimin artmasıyla beraber büyük bir değişimin başladığı görülmektedir. Buna paralel olarak bilişim çağının nimetlerini kullanan ve kısmi gelir artışıyla artık bilinç düzeyi de yükselen kadınlar, geleneksel aile düzeninin ‘kol kırılır yen içinde kalır’ şiarına uymayı reddetmeye başlamışlardır. Geleneksel ailede düzeninde söz sahibi erkektir. Erkeğin koyduğu kurallara göre aile düzeni şekillenir. Evli insanların boşanmasında ve kadın-erkek ilişkisinin bitirilmesinde son sözü erkek söyler. Son yıllarda bilinç düzeyi yükselen ve geleneksel aile yapısındaki rolüne başkaldıran kadınlar erkeğe tabi olmayı reddetmektedirler. Şiddete, baskıya, zora ve özellikle yaşam biçimi tercihinin ihlal edilmesine karşı çıkmaktadırlar. Evlilik içi şiddeti kader olarak telakki etmek yerine, hukuka başvurarak önlem almak istemekte ve durumlarına uygun kuruluşlara yerleşmeyi tercih ederek yaşamlarını idame ettirmeye çalışmaktadırlar. Bu durumu içlerine sindirmeyen erkekler ise kah şiddete başvurarak kah kadınları katlederek intikam almayı yeğlemektedirler.
Boşanma ya da fiili ayrılıklardan sonra, erkeklerin tamamen yıkıma uğrayarak mevcut durumu içlerine sindirememeleri ve bu durumun sebebi olarak eski eşlerini ya da ilişki yaşadıkları kadınları görmeleri cinayetlerin bir başka nedenidir. Toplumda evlilik gibi olağan karşılanması gereken boşanma halinin, utanılacak bir durum gibi algılanarak içselleştirilememesi, geleneksel toplumun ve eril Dünya’nın süzülüp gelen tortularından biridir. Bahsedilen arkaik anlayışın değişmesi ise toplumsal yapıyla alakalıdır ve oldukça uzun bir süreç ister. Türkiye’de eril zihniyet, kadını bir kez sahiplendikten sonra, artık boşansa ya da ayrılsa bile kendi namusu olarak gördüğü için, kadının başka biriyle ilişkisini ya da evliliğini kabul edememektedir. Dolayısıyla bahsedilen anlayış, kadın-erkek ilişkilerinin bir mukaveleye ve karşılıklı anlayışa bağlı olduğu gerçeğini kabullenmek yerine, ilişkilerin ancak erkek tarafından başlatılıp yine erkek tarafından bitirileceğini düşünmektedir. Hal böyle olunca kadının ayrılma isteği kabul edilmeyerek cebir ve şiddetle cezalandırılmakta ve hatta cinayet işlenmesine sebep olmaktadır.
Kadınlara yönelik cinayetlerin kaygı verici biçimde artmasına rağmen, devletin yeterince önlem alamadığı ve mağdurları koruyamadığı açıktır. Kadın konukevlerinin yetersizliğinden tutun, şiddet uygulayan erkeklere yönelik hukuksal boşluklara ve caydırıcı olmayan yaptırımlara kadar bir yığın sorun dağ gibi ortada durmaktadır. Aile bakanlığının son yıllarda artan yoğun çalışmasına ve önlem almaya yönelik icraatlarına rağmen istenilen sonuca bir türlü ulaşılamamaktadır. Üstelik medyada çıkan kadınlara yönelik şiddet haberlerinin ve bu haberlerde faillere yeterince yaptırım uygulanamamasının görülmesi, cesaret verici etken olarak düşünülmelidir. Bahsedilen içerikli haberlerin verilmesinde oldukça hassas davranılması elzemdir.
Yazımızın temel tezi, sosyolojik değişime ayak uyduramayan ve geleneksel değerler tarafından zihinsel Dünyası şekillenen erkeklerin, değişimi kavrayan ve kendi yaşamlarını, kendi kaderlerini tayin edebileceklerini idrak eden kadınlara, şiddet uygulayarak ve hatta katlederek, otoritelerinin idamesini sağlamaya yönelik önlem aldıklarını zannetmeleridir. Sadece bu etken nedeniyle kadınlara yönelik cinayetlerin arttığı düşüncesi şüphesiz yanlış olacaktır. Buna rağmen son on yıllık sürece bakıldığında artan kadın cinayetlerinin en önemli sebebinin, ‘rüştünü ispat etmiş’ kadınların varoluş mücadelesi olduğu görülecektir. Bu değişimin önünde durulamayacağı aşikâr olduğuna göre, değişimi kolaylaştıran ve kadınların erkeklerle eşit haklara sahip ve kendi kaderlerini tayin edebilen bireyler oldukları bilincinin yerleştirilmesi atılacak ilk ve en önemli adım olacaktır.

Abdullah Saygılı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s